10 Şubat 2013 Pazar

Van Kahvaltı Sarayı

Kahvaltı mühim bir mesele. Gaziantep'te her öğüne olduğu gibi kahvaltıya gösterilen hassasiyet de oldukça fazla. Ancak bu hassasiyetin sonucunda ortaya çıkan 'kahvaltılıklar' öyle pek alışılmış şeyler değil. Ha Gaziantepli peynir, zeytin yemiyor mu; tabi yiyor... (hem de alâsını yiyor!) Ama bu yazımızda peynirli zeytinli kahvaltıda ün yapmış meşhur Van kahvaltısının Gaziantep'teki temsilcisi olan Van Kahvaltı Sarayı'nı ele alacağız.



Van kahvaltısı denilince insanın aklına (en azından benim aklıma) gelen iki şey var: Otlu peynir ve bol çeşit. Başka da bir şey bilmiyorum çünkü Van'ın yöresel mutfağını düşününce aklıma kahvaltıdan önce et yemekleri ve İnci kefali geliyor benim (algıda seçicilik işte, et deyince akıl gidiyor bende). Sofraya gelen tabaklar da bu konudaki cahilliğimi teker teker yüzüme vuruyor. Üstelik garson da o gün tek olduğundan herhalde, servisi bitirdiği gibi yok oldu. Sofrada değişik bir şeyler var ama nedir, nasıl yenilmesi gerekir bilmiyorum. Tabi Gurme Kiya hissiyatlarımıza güvenerek başladık yemeye.

Otlu yoğurt, bal, bal-kaymak,kaynamış yumurta,domates-salatalık-biber,zeytin tabağı,gül reçeli ve sağ altta "murtağa"

Ceviz reçeli, yoğurt, tereyağ, beyaz peynir ve otlu peynir
Sofranın genel durumu böyle. Baştaki çeşit çokluğuna dair beklentilerimi karşılıyor mu peki, aslına sorarsanız karşılamıyor. Sofrada niyeyse biri baharatlı, biri sade yoğurt var mesela. Kim kahvaltı sofrasına iki çeşit yoğurt olmazsa oturmaz bilmiyorum ama belli ki maksat sofra dolu dolu görünsün. Göz doldurmak yerine, yöresel olanların sunumuna daha çok özen gösterilse daha iyi olur kanaatindeyim.

Sofranın en iyisi, sahanda kavurmalı yumurta
Tam hüsrana uğrayacakken cozurtular eşliğinde kavurmalı yumurtamız geliyor. Kavurması tam kıvamında pişmiş, yumurtası da ekmek banmalık! Biraz kırmızı biber, biraz da karabiber ekleyince iştahımızı bastırmaya yetiyor.

"Kavut"
 Kavut kendi sitelerinden edindiğim bilgiye göre; buğdayın dövüldükten sonra tereyağında kavrulması ile yapılıyormuş. Malzemeler güzel ama ne yalan söyleyeyim, yiyen insanda "yarım kalmış bir yemek" hissi uyandırıyor. Bu eksikliği gidermek için reçellerle denemenizi tavsiye ederim.
Kavut ve Bal konulu çalışmam

Meşhur "Otlu Peynir"
Otlu peynir, Van denilince akla ilk gelenlerden. Yalnız burada servis peynir gerçekten çok güzel, öyle marketlerde "Van Otlu Peyniri" diye satılanlara benzemiyor. Mutlaka yemenizi tavsiye ederim. Aslında koca sofrada lezzeti ile büyüleyen bir tek bu otlu peynir ile bir de kavurmalı yumurta var zaten.

"?"
Bir de sofrada böyle bir şey var ki, ben ne olduğunu bilmiyorum. Minik içliköftelere benziyorlar ama aslında buzdolabından çıkmış kadar soğuk, tatlı ve sert küçük ekmekçikler bunlar... Hayır olmasalar da olur zaten, pek akılda kalıcı bir lezzetleri yok ama yine de ne olduğunu bilen varsa yorumda yazsın.

Kahvaltının üzerine gelen kahveler "müessesenin ikramı"

Sonuca gelirsek "Van Kahvaltı Sarayı" kahvaltı için değişik bir mekan. Ortam güzel, değişik şeyler tatmak isteyenler için sınırlı ama ilginç çeşitleri var. Açık büfe gibi tıka basa doymuyorsunuz ama en azından yeni şeyler denemiş oluyorsunuz. Daha önce de dediğim gibi sunum ve bilgilendirmeye biraz daha özen gösterilse çok daha iyi olacağına eminim. Sunum; kahvaltı olayına yakışır bir ahestelik yerine, Amerikanvari bir "hızlı yemek" zincirini hatırlatıyor çünkü. Van Kahvaltı Sarayı'nın Uğur Plaza AVM altındaki merkezi günün her saatinde sadece kahvaltı, İbrahimli tarafında açılan yeni şubeleri ise kahvaltıya ek olarak kafe tarzında yiyecekleri ile hizmet veriyor. Kahvaltı çaylar dahil kişi başı 15 lira (bu yazıyı yazarken fiyatları değişmiş; kişi başı 19.90 lira olmuş) , taze sıkılmış portakal suyu 5 lira.

Lezzet: 6
Servis: 5
Fiyat: 4
Mekan: 6

Gurme Kiyalar Notu : 10 üzerinden 5 (5 /10)

İnternet Sitesi: http://www.vankahvaltisarayi.com
Telefon: 0 342 324 08 09

17 Ocak 2013 Perşembe

DÖVMELİ ALACA ÇORBA

"Yemek yemenin Gazianteplicesi" evet ilkemiz bu. Peki bir Gaziantepli hep dışarıda mı yemek yer? Tabi ki hayır! Aslında Gaziantepli çok mecbur kalmadıkça dışarıda yemez... Ekmeğine salça sürüp az nane ile dürüm eder yer, yine de evinde yer. Peki bir Gaziantepli gerçekten evinde ne yer?

Dışarıdan bakıldığında hep mangal yapıyormuşuz ya da lahmacun yoksa da dolma yiyormuşuz gibi görünse de işin aslı öyle değil. Gaziantep'in bir çok değişik çorbası, köftesi, sebze ve hatta meyve yemeği bile mevcut. Çeşit o kadar çok ki, kendinizi Gaziantep Mutfağı'na hakim hissettiğiniz bir anda komşudan ya da tanıdıktan gelen bir tabak ile allak bullak olabiliyorsunuz. Yani yeni lezzetler keşfetmek için bırakın ülke veya şehir dışına çıkmayı kapınızın önüne bile çıkmanıza gerek kalmıyor!

İşte bu yazıda sizin de kapınızın önüne çıkmadan yeni bir lezzet keşfetmenizi sağlamak için "dövmeli alaca çorba" tarifi vereceğim. Gaziantep'te özellikle kar yağışlı sabahlarda kahvaltı niyetine içilen bu çorba umarım sizin de hoşunuza gider.

Servise hazır hali


Malzemeler (5-6 Kişilik):

  • Dövme 500 gr (Bulabilirseniz diğerlerine nazaran daha tombul olan Maraş dövmesi)
  • Mercimek 250 gr
  • Soğan 1 kg
  • Biber 4 tane kırmızı, 2 tane yeşil
  • Bir pençe kuru tarhın (Gaziantep'te "tarhın" diyoruz ama doğrusu "tarhun")
  • Kakırdak* ve kemik suyu elde etmek için iki parça kemik (Bunlar keyfinize kalmış, ancak lezzeti arttırdıkları bir gerçek)

Kakırdak

Hazırlanışı:
Bir gün önceden suda bekletilen dövme açılana kadar haşlanır. Haşlandıktan sonra üstü kapatılıp iki saat kadar beklenir. Mercimek de başka bir tencerede içine iki parça kemik atılmış bol suda iyice haşlanır. Kemikler çıkarıldıktan sonra iki saat beklemiş dövme süzülerek; ince ince doğranmış soğanlar ve biberlerle birlikte ilave edilir. Tarhın ve tuz atıldıktan sonra kapağı kapatılıp soğanlar kendini iyice bırakıncaya kadar pişmeye bırakılır. Piştikten sonra üzerine başka bir tavada hazırlanmış kırmızıbiberli yağ dökülür. Kakırdak ve karabiber ilave edilerek servis edilir.

Dövmeli Alaca Çorba

Afiyet olsun!

*Kakırdak; koyunun kuyruk yağı iyice pişirilip yağını saldıktan sonra kalan küçük parçalarına denir.